Enerlex

İhracat sözleşmelerinde teslim şekli, tarafların yükümlülüklerini ve risk dağılımını belirleyen en temel unsurlardan biridir. Buna rağmen, uygulamada Incoterms kavramı çoğu zaman yalnızca FOB ve CIF terimleriyle sınırlı algılanmakta ve bu terimlerin yanlış kullanıldığı durumlara sıkça rastlanmaktadır. Türkiye’de hâlâ sigorta, navlun, teslim noktası gibi kritik ayrıntılar belirlenmeden CIF/FOB seçildiği; hatta karayolu taşımalarında bile FOB teriminin yazıldığı görülmektedir.

Oysa Incoterms kuralları taşıma moduna göre değişir. FOB, CFR ve CIF yalnızca denizyolu taşımacılığında kullanılabilirken; karayolu, havayolu veya demiryolu ile yapılan taşımalar için CPT, CIP, DAP, DPU gibi terimlerin tercih edilmesi gerekir. Doğru terim seçimi, hem satıcının konuya hâkimiyetini göstermesi hem de alıcı nezdinde profesyonel bir ticari imaj oluşturması açısından son derece önemlidir.

En kritik nokta ise şudur: Teslim şeklinin doğru belirlenmesi, alıcı ve satıcının hangi masraflardan sorumlu olduğunu ortaya koyduğu gibi riskin hangi noktada kime geçtiğini ve olası hasarlardan kimin sorumlu olacağını da belirler. Yanlış teslim şekli seçimi, masraf paylaşımında uyuşmazlıklara ve tarafların gereksiz hukuki riskler üstlenmesine neden olabilir. Bu nedenle Incoterms tercihi, ihracat sözleşmesinin en stratejik unsurlarındandır.

Teslim Şeklinin Hukuki ve Ticari Sonuçları

Örneğin Gaziantep’ten tır ile Irak’a gönderilecek bir yük için sözleşmede “FOB Iraq” yazıldığını düşünelim. Bu ifade hem yanlış hem de ihracatçı açısından ciddi riskler içeren bir tercihtir; zira FOB yalnızca denizyolu taşımacılığında kullanılabilir. Karayolu ile Irak’a gidecek ve nakliye bedelini satıcının üstleneceği bir durumda, doğru teslim şeklinin CPT veya DAP/DPU olması gerekir.

Burada teslim noktası alıcının Erbil’deki deposu ise doğru kullanım örneği şu şekilde olmalıdır:

  • CPT Erbil, Buyer’s Depot (Açık Adres Yazılmalı)
    veya
  • DAP Buyer’s Warehouse, Erbil (Açık Adres Yazılmalı).

Dolayısı ile CPT Iraq yazılması da yeterli olmayacaktır. Aksi hâlde nakliye firması “Ben malı Irak sınırında herhangi bir noktaya bırakmakla sorumluyum” diyerek yükü yanlış bir yere teslim edebilir. Bu da hem masraf hem de hukuki sorumluluk doğuracak bir duruma sebep olabilecektir.

Aynı şekilde, CMR belgesinde de teslim yerinin açık adresi eksiksiz şekilde yazılmalıdır.
“CPT Erbil – Buyer’s Depot (Full Address)” gibi açık bir ifade, sonradan çıkabilecek tüm teslimat tartışmalarının önüne geçecektir.

Alıcı Nakliyeyi Üstleniyorsa: EXW mi, FCA mı?

Öte yandan nakliye, alıcı tarafından üstlenilecekse, doğru teslim şeklinin belirlenmesi malın alıcı tarafından nerede teslim alınacağına göre yapılmalıdır. Örneğin alıcı malı satıcının deposundan teslim alacaksa EXW (Ex Works) uygun bir seçenektir. Ancak burada kritik nokta, ihracat gümrük işlemlerinin kime ait olduğudur.

EXW teslim şeklinde ihracat gümrük işlemleri ve masrafları kural olarak alıcıya aittir. Fakat birçok ülkede (Türkiye dâhil) yabancı alıcının ihracat gümrüğünü kendi adına gerçekleştirmesi mümkün olmadığından, bu teslim şekli pratikte her zaman uygulanabilir değildir.

Bu nedenle, alıcının ihraç gümrüğünden sorumlu olmayacağı durumlarda doğru teslim şekli FCA (Free Carrier) olacaktır. FCA’da satıcı sadece malları belirlenen yerde (örneğin kendi deposunda veya bir lojistik firmasının tesisinde) taşıyıcıya teslim eder; nakliye ve sonraki masraflar ise alıcıya aittir.

Görüldüğü gibi, yalnızca gümrükleme masrafının kime ait olduğunun değişmesi bile teslim şeklinin tamamen farklı bir terimle belirlenmesine yol açmaktadır. Bu nedenle teslim şeklinin doğru seçimi, hem ticari hem de hukuki güvenlik açısından kritik önem taşımaktadır.

Teslim Şekli ve Fiyatlandırma İlişkisi

Bir diğer konu ise ihracat sözleşmelerinde FOB, CIF, CPT gibi teslim şekillerinin seçilmesi yalnızca risk ve sorumluluk paylaşımını değil, aynı zamanda fiyatlandırmayı da doğrudan etkiler. Uygulamada sık karşılaşılan bir sorun; satıcıların teslim şeklinin fiyatın kapsamını nasıl değiştirdiğini bilmeden sözleşme imzalaması ve bu sebeple ciddi maliyet riskleriyle karşılaşmasıdır. Bu durum, özellikle CIF veya CPT gibi satıcının bazı masrafları üstlendiği teslim şekillerinde ciddi maliyet riskleri doğurur.

Örneğin; bir ürünün fabrika çıkış fiyatı 20.000 GBP olsun. Teslim şekillerinin kapsamını bilmeyen bir satıcı, bu ürünü CIF Southampton – 20.000 GBP olarak fiyatlandırabilir.
Ancak CIF teslim şeklinde, nakliye (freight) ve sigorta (insurance) masrafları satıcıya aittir ve bu iki unsur ürün fiyatının içine dâhildir.

Bu durumda satıcı:

  • Geminin navlun ücretini,
  • Malların sigorta primini,
  • Liman ve yükleme masraflarını

kendi cebinden ödemek zorunda kalacak ve imzalanmış sözleşme gereği bu masrafları artık alıcıya yansıtamayacaktır.

Dolayısıyla, satıcının 20.000 GBP olarak teklif ettiği fiyat gerçekte CIF için tamamen yetersiz kalacak ve sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkan ek masraflar satıcının kârını hızla eritebilecek, hatta zarara uğramasına neden olabilecektir.

Bu nedenle teslim şeklinin yalnızca risk devrini değil, fiyatlandırmanın kapsamını da belirlediği unutulmamalıdır. Satıcının seçtiği Incoterms terimine dâhil tüm masrafları doğru şekilde hesaplamadığı takdirde, sözleşme sonrası beklenmedik maliyetler ve ciddi ticari kayıplarla karşı karşıya kalması kaçınılmaz hâle gelebilir.

Neden Bu Kadar Önemli?

Teslim şekli:

  • Malın hangi noktada alıcıya geçtiğini,
  • Masrafların (navlun, gümrükleme, sigorta, yükleme, boşaltma vb.) kim tarafından karşılanacağını,
  • Riskin hangi noktada satıcıdan alıcıya devredeceğini

belirleyen kritik bir sözleşme unsurudur.

EXW, FOB, CIF, CFR, DAP, DPU, CPT gibi terimlerin yanlış seçilmesi, ihracatçının farkında olmadan yüksek risk üstlenmesine sebep olmaktadır.

Sözleşmede Mutlaka Yer Alması Gereken Unsurlar

Teslim şekli belirlenirken sözleşmede aşağıdaki hususların açık ve net şekilde yazılması gerekmektedir:

  • Teslim şeklinin Incoterms 2020’ye göre belirlendiği,
  • Teslim noktasının açık adresi ile belirtildiği,
  • Sigorta sorumluluğunun kimde olduğu,
  • Sigortanın malın tam değeri üzerinden mi yoksa eksik değer (underinsurance) üzerinden mi yapılacağı,
  • Nakliye masrafları ile yükleme–boşaltma sorumluluklarının hangi tarafa ait olduğu.

Her ne kadar bu bölümde Incoterms teslim şekillerinin doğru belirlenmesine odaklanıyor olsak da, seçilen teslim şeklinin sözleşmeye doğru şekilde yansıtılması için yukarıdaki hususların da ayrıca düzenlenmesi büyük önem taşır. Incoterms yalnızca genel çerçeveyi belirler; ancak uygulamada bu çerçevenin nasıl doldurulacağı sözleşmenin içeriğiyle şekillenir. Bu unsurlar açıkça düzenlenmediği sürece ihracatçı hem ticari hem hukuki açıdan öngörülemeyen maliyetler, sorumluluk ihtilafları ve gereksiz risklerle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle teslim şekline ilişkin hükümler, ihracat sözleşmesinin en dikkatle hazırlanması gereken bölümlerinden biridir.